Kendimizle Yüzleşmek

101 Görüntüleme
5 Dak. Okuma

İnsanlık; tarihinden bu yana insanoğlu, bilerek ya da bilmeyerek hatalar yapmış, kendi çıkarını önde tutmaya çalışmıştır. Varlığını korumak için bencil olmayı tercih etmiş, kimi zamanda doğruları görmezden gelmiştir. Cengiz Aytmatov, Beyaz Gemi romanında dikkat çeken bir cümle göze çarpar: “Kendi ayıbını örtmek isteyen, başkalarının yüzüne kara çalar.” der. İnsanız ve tekamülümüz süresince yanılgılarımız ve yanlışlarımızın da olması muhtemeldir. Bu yanlışlıklar ve hatalarımızla yüzleşmek yerine, bunu karşı tarafa yüklemek, düzeltmek yerine görmezden gelmek ya da düzeltmek hiç çaba göstermemekse en büyük yanlıştır, bizler için. Ancak yanlışlarımızı görmek ve bilmek, dahası bunları aşmak yerine, başkalarına karşı yansıtmak, dahası bu hataları başkalarının üzerine yığmak ne büyük bir gaflettir. Halbuki kendi hatalarımızı içimizde yanılgılarımızı bulmak, kendi tekamülümüzü tamamlamak da ne çok gereklidir. Başkalarının hakkına geçmek ve kendi hatalarımızı başkalarında var gibi görmek, işte bu kimseye hak değildir.

Hepimizin eksiklikleri ve her birimizin kusurları vardır, mutlaka. Ve bu kusurlar da aşılmak içindir sırasıyla. İçsel dünyamızda gelişim ve büyümemiz için en kıymetli yoludur, yüzleşme. Ve şu da bilinmelidir ki, insan kırıldığı yerden ışık alır ve yeşerir. Gerçekliğimizdeki eksikliklerden yola çıkarak kendimizi keşfederiz ve içsel döngümüzde gelişiriz Ve kendimizi tamamlamamıza sebeptir, kendimizle yüzleşme.

İnsan olma gerçekliğine ulaşmaysa, duygusal anlamda arınmayla, yanılgılarımızla karşılaşmayla, yaptığımız hatalardan kendimize sonuçlar çıkarmayla, yanlışlarımızdan uzaklaşmamızla mümkündür, hiç kuşkusuz. Aslında bu durum kendimizle bir hesaplaşmadır, doğrularımıza şans tanımadır, iyi taraflarımızın farkına varmadır. Ne güzeldir ki, kendi içsel yolculuğumuzla ilerlemek, kendi doğrularımıza yön vermek, vicdanımızla yüzleşmek, kefareti vicdanımızda ödeyebilmektir.

Hayatın akışında aldığımız kararlardan sonra aynaya baktığımızda kendimize gülebiliyorsak, kendi içimizde mutlu olabiliyorsak, ne çok şanslıyız. Her zaman bizi bekleyecek iki kişi vardır, hayatımızda. Bu kişilere verdiğimiz cevaplardan memnunsak iyi bir benlik oluşturabilmişizdir, ne güzel… Bu kişiler ne annemiz, ne babamız, ne de başkalarıdır. Kendi içimizdeki kimliğimizdir. İlki; İç dünyamıza döndüğümüzde kalbimizin en derininde saklı tuttuğumuz çocukluk halimizdir, o saf ve duru kalan kendimize hâlâ tüm samimiyetimizle sarılabiliyorsak ne mutlu… Diğeriyse, ileride bizi karşılayacak olan yaşlı halimizi hayal ettiğimizde bize “seni seviyorum ve seninle gurur duyuyorum” diyebiliyorsa, şu an ki kendimizle övünmemiz, ne haklı bir gururdur. İçsel dünyamızda dönmekse, aldığımız kararlarla da yüzleşmedir kimi. Onun içindir ki, başkalarının üzerine, kendi yanlışlarımızı atmak, kendi yanılgılarımızı başkalarında aramak da bir vebal almadır, doğruluktan sapmadır, yanlışlara savrulmadır.

Arınma, kendimizin iç sesiyle konuşma, kendi duygularımızla dürüstçe buluşma ve değişime açık olarak hatalarımızı düzeltmeye çalışmadır. Bunları yapmaya cesurca davranmaksa, yanlışlarımızdan sıyrılmaksa güzelliklere iyilikle ulaşma da doğru bir adımdır. Dahası vicdan rahatlığıyla huzuru kucaklamaktır.

Muhakememiz; kendi gerçekliğimizle yüzleşmedir. Yanlışlarımızın üzerine bir çizgi çekmedir, yapılan yanılgıların kırıntılarını üzerimizden ve bilincimizden silkelemedir ve bunu iyilikle yaparak vicdan rahatlığına ulaşabilmektir. Gerçek cesaret, yanlışa götürecek düşüncelere kulağı tıkama da, ve vicdanımızı acıtan hatalarımızla karşılaşmaktan kaçınmada ve onları düzeltmeye çaba göstermedir. Başkalarının hataları ve kusurlarını görmemiz ise ne bize bir fayda sağlar, ne de başkalarını yargılamak kişiliğimize katkı yapar. Bu durum aslında insanın kendi ayıbını görmekten kaçmasıdır. İnsanın amacı kendi tekamülü ile ilgili olmalıdır. Başkalarıyla uğraşmayı tercih etmek kişileri oyalar sadece, ve geçici iç rahatlaması sağlar, kısa süreliğine. Ve bu sadece bir kaçıştır, kendi gerçekliğini görmezden gelmedir. Ve o perde kalkmalıdır gözlerden en kısa süre içinde . Kendi doğrularımız öncelik olmalı içimizde, Bizi zayıf bırakan yönlerimizin farkına vardığımızda, o taraflarımızı iyileştirip doğruluğumuzla yol aldığımızda, kendimizden daha memnun olmak için ne güzel nedenlerdir.

Değişim ve gerçek arınma, kendini bulmada, yapılan hatalardan ders çıkarmada, yanlışlarımızla yüzleşip doğruya ulaşmayla gerçekliğimize varmamıza sebeptir Damıtılmış ve temiz duygularla yol aldığımızda, kendimize dürüst olmaya çalıştığımızda, eksikliklerimizi onardığımızda, gerçek cesaretle karşılaşırız aslında ve kendi gerçekliğimize varırız tüm duruluğuyla ve bu da gerçek saadeti beraberinde getirir, hiç şüphesiz.

Philip K.Dick’in de dediği gibi; “Gerçeklik, kendine inanmayı bıraktığında yok olmayan şeydir.” der. Onun içindir ki gerçekliğimizi doğru yaşama ile arkamıza iyi ve dürüst bir iz bırakmayla geçer. Şunu da unutmamalıyız ki, günün sonunda; yanlış, doğrunun arkasında kalır, kötülük yapmak isteyenin, kötü niyeti sahibinde kalır. Doğru, her zaman kendini bilendir, iyiliğin içinde güzelliğini yeşertendir.

Bir sonraki yazıma kadar, yeni rotamda, farklı bir yolculukta, değişik düşüncelerin ekseninde buluşuncaya dek, iyilik ışığınız, kalbiniz kılavuzunuz olsun.

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yazar & Şair
2 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version