Artık, güçlü olanla baş edemez olmuştu. Kanat çırptıkça kanatları küçülüyor, hanım hanım köşesinde oturan kültürümüz, diğergâm, sitemkâr bir hâl alıyordu. Karşısındaki ise hızla büyüyor, tekdüze, sıradan, monotonlaşan ne varsa alabildiğince alabora edip silip süpürüyordu.
Kültürümüzü, körleşmiş noktalarda arayacağımız yüzyılın tehlike çanları çalmaya başlamıştı bile. Öz kültürümüzün, özümüzün, sözümüzün, sazımızın bile başkalaşım geçirip çağ atlaması için melodikalar, güfteler, besteler çoktan yapılmıştı. Kültürümüze başka bir esvap dikilecek, karanlık bir âti plânları münşilerce inşâ edilecekti.
Yapmacık, gösterişli, parlak, sözde kültürümüzden usta, bizlerden üstün olan ne varsa alacak ya da almaya mecbur kılınacaktık. Modernizm uğruna meşrulaştırdık kültürümüzü. Peki, neydi bu modernizm safsatası? Yeni bir çağa daha uygun biçimler yaratmak amacıyla yerleşik geleneklerin kırılması demekmiş.
Bu tanımlamayı yazarken parmak uçlarımdan saç diplerime varıncaya kadar kanım donakaldı. Ne metaforlar kurabildim ne aynaları sorgulatabildim. Tıpkı ben gibi hiç kimse ben’iyle, kendi’yle konuşmuyordu. Kültürümüz Batı psikozunda pazarlanıyordu. Namzet salıyordu modernizm dediğimiz, kültüre aptallaşma, kültürel yozlaşma.
Sinematoğrafik hayatları izlemeye hazır olun ya da hep beraber olalım. Batı, bizlere ezberletti kendi lisânınca maktul ve makbul olanı. Kültürümüz serkeş, kör bataktaydı. Millet olarak havsalamızı çoktan kaybetmiştik. Bilinen, öğrenilen kültür, bilinmek istenen kültür ile körebe oynuyordu. Bu oyunda modern kültür ebe, Türk kültürü kör rolündeydi. Bu durumda bir ikirciklik yok mu sizce de?
Batılılaşma, modernleşme havası tüm insanlığı özgür kılmıştı. Bütün sosyal mecralarda küpeşteler kurulmuş, ellerine kayıt cihazları verilmiş, kulakları ise tıkılmıştı. Gör ama sen ârifsin, tecahül et. Hani siz okurların bildiği tecahül-i ârife gönderme yapalım.
Bize ait olanlar didiştirilip horlandı. Modernizmi değil, sahici, has olan değerlerimizi arayıp bulmada gayret etmeliyiz. Kültürel terminolojimizi okullarda, üniversitelerde ders olarak okutmalı, anlatmalıyız. Müptezellik, saygınlık yok artık neslimizde. Hep bir bayağılaşma, çürümeye doğru ant içmişçesine.
Modernizm bağlamında olumsuzlukları olumlamamız ne kadar çilekâr. Herkesin dilinde iğdiş bir modernleşme çabası. Sert ve yıkıcı bir kültür karşısında töhmet altında bırakılmış bir ruh ızdırabında cümlelerim.
Modern hayatın tükettiği değerleri ve bu değerlere yabancılaşarak yaş almanın mahcubiyetliği gark edebilmeli tüm gerçeklerimizde. Yaşantımız, turfanda yalnızlık ya da tufanın ortasında bir sessizlik olmamalı.
Diyor ya şair biz Batıya iki taraftan pencere açtık cereyanda kaldık. Bu sebepledir ki hastalık haline geldi bizde batı sevdası. Kendi kültürümüze yabancılaşmayı yeğledik. Kaleminize kuvvet. Faydalı ve güzel bir yazı olmuş Hocam. Yerinde bir tespit. 👌🏻👏🏻👏🏻💐
Teşekkür ederim zümre’m.
Elinize sağlık. Artık Batı’nın da özenilecek pek bir kültürel yanı kalmadı zaten. Türk milletinin umudu yine kendi gençliğimizde.