Mükemmeliyetçilik ve Kusursuz Olma Yanılgısı

58 Görüntüleme
3 Dak. Okuma

Hayatın mutlak doğruları yoktur ve her zaman siyah-beyaz değildir. İnsan zihni netlik arar, ancak dünya bulanık bir akarsudur. Zaman zaman kendimizi bu bulanık suda, akıntıya karşı kürek çekerken buluruz. Her dalgayı kontrol etmeye çalışmak yerine, bazen suyun bizi taşımasına izin vermek gerekir.

İçsel sorgulamalar, kişisel gelişimin anahtarıdır. Ancak her sorunun cevabını bulmaya, her hatanın köküne inmeye çalışmak, üzerimize ağır bir yük bindirir. Bazen bir soru, cevapsız da var olabilir.

En Çok Hangi Tuzaklara Düşüyoruz?

Yanlış Yapmaktan Korkuyoruz

Yanlış yapmak, bazen pusula olmadan yol almaya benzer. El yordamıyla, hislerimizle ilerleriz ve bu süreçte belki birkaç kez yanlış sokağa saparız. Ancak bu, yolculuğun yanlış olduğu anlamına gelmez. Yanlış yollar, bazen en doğru yerlere çıkar.

Hata yapmaktan korkmak, bir ağacın rüzgâra hiç maruz kalmamayı dilemesi gibidir. Rüzgâr olmadan kökler derine inemez, dallar güçlenemez. Oysa düşen yapraklar bile toprağa karışarak yeni hayatlara besin olur. Kendi hatalarımıza da böyle bakmalıyız: her yanlış, toprağa düşen bir tohum gibi, yeni bir öğrenme fırsatıdır.

Her Sorunun Bir Cevabı Olduğu Yanılgısı

Bazen cevapları hemen almak isteriz. Hayatın sunduğu bilmeceleri çözüp, her boşluğu bir mantık zinciriyle tamamlamak isteriz. Ancak bazı sorular vardır ki, cevapları zamanla belirginleşir. Güneş doğmadan şafağın rengini bilemezsin.

İçimizde yankılanan bazı sorular, cevapsız bırakıldığında daha değerli hale gelir. Onlarla yaşamayı öğrenmek, suya atılan taşın oluşturduğu halkaları izlemek gibidir. Bir süre sonra, dalgaların kendiliğinden durulduğunu görürsün.

Kuma Gömülen Kafalar Her Zaman Yanmaz, Bazen de Korunur

Sürekli çözüm odaklı olmak, bir yanardağın lavlarını avuçlayarak durdurmaya çalışmak gibidir. Evet, sorunlarla yüzleşmek önemlidir, ama bazen bir adım geri çekilip izlemek, olayların doğal seyrini beklemek gerekebilir. Bir meyve olgunlaşmadan koparılmaz, bir çiçek açmadan zorla açtırılmaz.

Her şeye hemen müdahale etmek zorunda değiliz. Bazen bir sorun, zamana bırakıldığında kendi içinde çözülür. Her düğüm, çekiştirilerek değil, sabırla çözülmelidir.

Endişeler ve Korkular Sadece Kişisel Değil, Kolektif Bir Gerçekliktir

İnsan, yalnızca kendi deneyimleriyle var olmaz. Bizler, iç içe geçmiş hikâyelerden oluşan bir ağın parçalarıyız. Korkularımız, toplumun geçmişinden, atalarımızın yaşadıklarından, çevremizin bize aktardıklarından beslenir. Denize açılan bir balık, suyun tuzlu olduğunu kendi keşfetmez; doğduğu andan itibaren onu solur.

Bu yüzden, tüm sorumluluğu tek başımıza taşımak zorunda değiliz. Bazı korkular bize ait olmayabilir onları yalnızca bir miras olarak almış olabiliriz. Onları tanıyarak, kabul ettiğimizde ve gerektiğinde sırtımızdan bırakarak yükümüzü hafiflediğinde, yolculuğumuz daha özgür olacaktır.

Mükemmeliyetçilikten Vazgeçmek Özgürleşmektir

Hayat bazen bizi sarsar, kimi zaman beklenmedik fırtınalar kopar. Ancak unutma, rüzgâr en güçlü ağaçları sallar ama onları devirmez. Silkelenmek, büyümek için bir fırsattır. Kabuklarını kırmadan, yenilenemezsin. Nasıl düşmeden kalkamayacağın gibi hatasız yol alamazsın.

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Profesyonel Koç
Yorum yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version