Yeni bir tartışma konusu olarak, “Yazmak özgürleştirir mi yoksa sizi kelimelerle çevrili bir hapishaneye mi mahkûm eder?” diye sorabiliriz. İnsanların kendilerini ifade etme şeklidir kelimeler. Kelimeleri iyi kullananların da en büyük kalesidir yazmak. Yazarken nasıl hissediyoruz, önemli olan budur aslında.
Yazmak yeri geldiğinde özgürleştirir. Hayal gücünün sınırı yoktur; yazacaklarımızın veya yazmak istediklerimizin bir ucu bucağı olmak zorunda değildir. Hayatta pek çok alanda yaşadığımız kısıtlar, yazarken sanki görünmez olmuşçasına ortadan kalkar. Her karakter bürünebilir, her türlü dünyadan geçmiş olabiliriz.
Yazmanın da sonsuzlukla bir alakası olmalı çünkü bir sınır koyamadığımız için yaşam aktığı sürece ilelebet yazılabilir, yazdıklarınız dünya döndükçe okunabilir. Sözlerin bir yerden sonra unutulduğu ve önemi yitirdiği dünyada düşünceleri kaydetmek de ayrı bir marifet.
Yazar yaza bitiremedik henüz dünyayı da, içindekileri de. Öyle ki herkes birbirine methiyeler de dizer oldu. Belki de bir şeyler için anlaşılmak isteniliyordur. Yazmak da bunun etkili yollarından biri olsa gerek.
Ne kadar yazılırsa yazılsın, ne yazılırsa yazılsın, tam manasıyla bizi özgür kılar mı yoksa sarf edilen kelimelerle kendimize bir duvar mı örmüş oluruz? Belki de yazılanların ötesini de görmemiz gereklidir… Yazılanların gerçekliği ile alakalı olabilir ancak. Bir yerde yazarın bilgisine ve içsel dünyasına kalıyoruz. Dahası onun sınırları içerisinde kalıyoruz bir yerde. Yazar kendi hayal gücünü ve düşüncelerini aşmış olsa da bizim bakış açımız onun penceresi kadar oluyor.
Yazmak, yazarı özgür kılarken, okuru sınırlara mahkûm ediyor diyebiliriz. Diğer yandan da okurun aklına gelmeyen konular için de ona başka pencereler de açmış olabilir. Yazılanların sizi özgür mü kılacak yoksa bağlayacak mı, bu okurun yazılandan ne aldığına bağlıdır. Kendisini geliştirecek bir şeylerse aldıkları özgürlüğe kavuşacak, kendisini sınırlandıracak öğretilerse de sınırlara sahip olacaktır.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da her açıdan bakmak gerekir. Yazarken veya okurken ne hissediyorsunuz? Önemli olan budur. Yazar için konu ve kurgu seçimi, okur için de eser seçimi önemlidir ve devreye girmesi gerekir. Kendisine ne katmak istediğine göre de yönlendirebilmelidir kişi kendisini.
Belki telkinlerle kendisini sınırlaması gereklidir; diğer yandan da sınır tanımaması. Kişinin o anki durumuna veya eylemine göre değişkenlik gösterebilir. Bir anlamda aslında duygu ve düşüncelerini eğitmektir bu; bazılarını serbest bırakırken, bazılarını da tutabilmektir. Kötü bir alışkanlığı bırakmak için kendini sınırlandırmaya ya da iyi alışkanlık edinebilmek için de sürekli tekrara ihtiyacın olması gibidir.
Tercih tamamen yazarın ve okurun olduğu sürece, insanın ihtiyacı neyse onunla yoğurulmalıdır. Dünyaya katılacak iyilik ve güzellikler konusunda özgürlük dividimiz hiç kurumasın…