Kar yavaşça birikir zirvelerde ve yavaşça erir. Kış karanlığı, kasveti, eve kapanmayı anlatır ya çoğu zaman; acaba hangi mevsim, işler ne kadar kötü giderse gitsin, yeni temiz beyaz bir sayfa açılabileceğini öğretir insana? Ve hangi mevsim, başından aşağıya oyuncak yağdıracak denli eğlencelidir? Hangi mevsim zorluğun lezzetini takıp yakasına dolaşır rüzgâr rüzgâr… Yavaşça fısıldar yağan kar; her bir atomun aynı olması…
Bir parça insan mı? Şöyle başlayalım mı? İnsan kendini anlatmaya nereden başlar sizce? Adından mı? Yaşından mı? Başına gelenlerden mi... Yoksa başına gelmeyen ama içinde kalan birikintilerden mi? Biliyor musunuz? Net biri olmak için bazen dağılmak gerekiyor. Sabah başka düşünüp akşam başka hissetmek gibi. Bazen dünyayı kurtaracak gibi hissedip, bazen kolunu kaldıramayacak kadar dermansız kalmak gibi. Aynı beden, aynı yüz…
Dünyayı nasıl algıladığınıza dönüp bir bakmanızı istiyorum. Yaşamı, çevreyi, belki insanlığı, sistemleri nasıl algıladığınızı bir önünüze koyun. Sizin için mutlak doğru olan bir durumun, bir başkası için kabul edilemez olduğu durumlar muhakkak olmuştur. Size çok yanlış gelen bir yargının, aslında başka biri için bir yaşayış şekli ya da yadsınamaz bir zorunluluk olduğu zamanlar da olmuştur. İnsan olarak değil, daha bütün…
İnsan, hayatı boyunca sürekli umut içinde yaşar. Hem İslam’da da ümitsizlik, bizler için iman zayıflığıdır. Her ne olursa olsun, ümit etmek insan için en berrak çıkış yoludur. İnsan için ümit = tevekküldür. Bu yüzden sürekli dilimizde dua, aklımızda hayal ve hedeflerimizle yaşarız. Kafamızda bunu kodlar, ona göre yol çizeriz. Her defasında farklı yollara sapar, farklı insanlarla hayatımızı düzene sokmaya çalışırız.…
İyilik saf bir yerden çıkar derler. Ama iyilik, o saflığın içerisinde çoğu zaman sınır bilmez. Sınır bilmeyen her şey gibi, o da bazen şekil değiştirir; merhemken yük olur. Bu dünyada iyilik bir kapı gibidir. Açtığında içeri giren yalnızca minnet olmaz. Beraberinde beklentiler, varsayımlar ve yazılmamış görev tanımları da süzülür içeri. Sen sadece kapıyı açtığını sanırsın; oysa fark etmeden bir sözleşmeye…
Sevgili okuyucularım, bugün sizlere dinleyen insanların giderek azaldığı bir toplumda yaşamanın zorluklarından…

Valizini Hazırla, Bazılarını Geride Bırakma Vakti Geldi Takvimler değişti, yeni bir yıla,…
Çok gelip geçen oldu bu şehirden, Emirleri katilleştiren asker. Son trende ne…
Bugün size, az bilinen, kurgu bakımından oldukça sağlam birkaç dizi önerisinde bulunacağım.…
Son günlerde fark ettiğim bir şey var. Yazmaya meraklı insan sayısı, okumaya…
Sevgili Hayrendiş yazarları, değerli Hayrendiş ekibi ve pek muhterem okuyucularım, Öncelikle yeni…
Çok güzel bakıyor gözlerin, Gözümde canlanıyor tüm anılar. Sonrası düş doluyor sözlerin,…
Kendini sevmek ile kendine tapınmak arasındaki fark çoğu zaman alkışın sesinde gizlidir.…
Aralık ayının son günlerindeyiz. Soğuk havada güzel bir yürüyüş yapmış, eve dönüyorum.…
Bazen düşünüyorum: Hakikati gerçekten arıyorsam, onu koca cümlelerde değil, en küçük işaretlerde aramam gerektiğini bana kim fısıldadı? Kur’an’ın hakikatin özü olduğu söylenir; o özün de Fâtiha’da toplandığı… Fâtiha, Besmele’ye; Besmele,…



Hesabınıza giriş yapın