Bazen yazamazsın… Hokka dökülür, mürekkebin tükenir, kalemin kırılır. Zihnin kilitlenir; kelimeler kapının önünde kalakalır. Ne kadar istesen de içeri giremezler. Cümleler yarım, düşünceler dağınık, duygular ise adını koyamadığın bir hâlin içinde savrulur. İşte tam da o anlarda insan kendini eksilmiş, yarım kalmış zanneder. Belki de yeni bir dolunay gibi sen de yeni bir dolum vaktine girmişsindir, kim bilir ey gönül……
Bu mübarek Miraç kandilinde yorgunum Filistin’de zulüm var, dayanamıyorum Gökyüzü açıldı bir kez, Peygamber yürüdü Ben ise burada dizlerimin üstünde çöktüm Yıldızlar şahit, ay utançla eğildi Çocukların çığlığı göğe yükseldi Bir yanda sidretü’l-müntehâ, nurdan merdiven Öte yanda enkaz, kan ve gözyaşı gecesi Ya Rabbi, Bu kandil gecesi dualar ağırlaştı Her secdede bir taş parçası taşıdım Gazze’den Yorgunum, çok yorgunum Ama…
Hayat, çoğu zaman bize sormadan yükler bırakır omuzlarımıza. Bir sabah uyanırsın ve fark edersin ki artık eskisi kadar güçlü değilsin. Güçlü görünmekten yorulmuşsun. İnsanların gözünde dimdik duran biri olmanın bedeli, içten içe paramparça olmaktır. Ve bu parçalanmışlık, kimsenin görmediği bir sessiz çığlığa dönüşür. Yalçın Sevim’in satırlarında sıkça gördüğümüz o içsel kırılganlık, aslında hepimizin içinde saklıdır. Biz, görünmeyen yaralarımızla yürüyen insanlarız.…
Acı bir son yaşat, bitsin gayretimiz, Sana söz veririm, olmaz nefretim, Bunca yıl verdiğim sonsuz hizmetim, Başıma gözüme sadaka saydım. Ben burdayım deyip terk etmek olmaz, Sevenin çektiği gidene kalmaz, Tükendi duygular, çare bulunmaz, Başıma gözüme sadaka saydım. Adet ettin gidip sonra dönmeyi, Hiç mi öğrenmedin candan sevmeyi, Göze aldım senin için ölmeyi, Başıma gözüme sadaka saydım. Zaman mefhumunu seninle…
Ben siyah. Karanlığın en koyu noktası. Hiçliğin damarlarında nüfuz edecek siyah mürekkep. Karşımda şüphe damlasında yayılan bir dünya! Şehrin ışıklarında körleşiyor, Özünü yakalayan her kişi gibi simsiyah bir pelerinin ucunda salınıyorum. Gecelerin derin dehlizlerinde parıldayacak bir yıldızım. Her zerreme nüfuz eden mevcudiyetim, damarlarımda akan siyah bir kan. Ve ben bu sürüklenişin ortasında dimdik duruyorum. Şimdi siz! Hayatımı çalan kalleşler! Korkun…
Tıpta yeri yoktur ama "dua" iyileştirir. Ne güzel bir söz değil mi?…

İnsan, bir başka insanın hayatına çoğu zaman farkında olmadan dokunur. Bazen bir…
Uzun zamandır gözlemlediğim sinsi bir tehlike var. Yavaş yavaş ilerledi; sosyal medya…
Bu yıl bana özellikle korkutucu geliyor. Haberleri takip ederken ya da dünyada…
Son zamanlarda herkes aynı kelimeyi söylüyor: minimalizm. Az eşya, çok huzur. Babür…
Saf duygularımı sana çok samimi açmıştım. Ne engellerden bıkıp ne sevmekten kaçmıştım.…
Gurbet, en genel tanımıyla, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden ayrı,…
Güçlü olmak denildiğinde çoğu insanın aklına ağlamamak, üzülmemek ya da kırılmamak gelir.…
Temiz Eller Operasyonu, 1990’lı yıllarda İtalya’daki siyasi yolsuzluklar ile ilgili ulusal çapta…
Sabahın ilk ışıkları henüz yayılmamışken gökyüzüne, işe gitmek için sokağa çıktı. "Sonbaharı hiç sevmiyorum, kokusu, rengi, ısısı çok hüzünlendiriyor beni" derdi hep. O saatlerde daha çok hissediyordu bu hüznü, alacakaranlık,…



Hesabınıza giriş yapın